Adem Genç
Adil Salih
Adnan Çoker
Ahmet Tarımcı
Albert Pesah
Ali Altın
Altınay Geciroğlu
Aret Sevan
Aydan Birdevrim
Ayfer Karamani
Ayhan Tomak
Ayşegül Kırmızı
Burhan Doğançay
Bülent Yavuz Yılmaz
Can Şahingiray
Caner Şengünalp
Cem Sağbil
Ceylan Dökmen
Çiğdem Erbil
Dagmar Göğdün
Deniz Toraman
Devrim Erbil
Ekin Nayır
Elif Yılmaz
Emre Çağatay
Ergin İnan
Erol Deneç
Erol Deneç & Hikmet Barutçugil
Ersin Alok
Felekşan Onar
Gazi Sansoy
Gül Arık Karabey
Gülcan Karadağ
Gülçin Anıl
Güzide İslamoğlu
H. Derya Saatçıoğlu
Halim Çeliker
Haluk Mutlu
Havva Marta
Hikmet Barutçugil
Hüseyin Rüstemoğlu
Hüseyin Suna
Işıl Arısoy Kaya
İbraim Kaloshi
İdil Üstünel
İnci Ertuğ
İrfan Yavru
İzzet Keribar
Kerem Ağralıgil
Ledün Nasır
Mazhar Toğrul
Mehmet Kutlu
Melis G. Buyruk
Melis Yalnız
Memduh Kuzay
Meral Arısoy
Meryem Tomak
Mustafa Altıntaş
Mustafa Ayaz
Mustafa Karyağdı
Mustafa Köseoğlu
Müjde Ayan
Neşe Gümüşcüoğlu
Nilgün Sabar
Nilüfer Tokay
Nurgül Eren
Ogün Yücel
Orhan Oğuz
Oya Başaran
Özge Sinanoğlu
Özlem Köroglu Kopar
Pembe Hilal Tüzüner
Pınar Kalem
Rasin
Reyhan Elbirliler
Rosy Maçoro
Ruhşen Yıldız
Saim Dursun
Selçuk Demirel
Sema Işık Yücel
Sema Silanoğlu
Semih Taytak
Serdar Akkaya
Setenay Özbek
Sevgi Çağal
Seyfi İşman
Sitare Dulagil
Suna Tüfekçibaşı
Süheyla Sabır
Süleyman Saim Tekcan
Şenol Sak
Şeyla Niyego
Taylan Akdağ
Teksin Özgüz
Tina Varon
Uğur Olgaç
Vedat Örs
Veli Sapaz
Vural Yıldırım
Yavuz Saraçoğlu
Yeşim Bayrak
Yiğit Yazıcı
Zeliha Akçaoğlu
Zeynep Selimoğlu Torun
Zeynep Türkmen


Sanatçının sitemizde toplam 24 eseri bulunmaktadır.
Semih Taytak
Semih Taytak, 1955 yılında doğdu.
Kendini hatırlamaya başladığı ilk zamanlardan itibaren sevdiğini bildiği ve bugün halen; ' sonsuza kadar birlikte olacağız' diyerek ifade ettiği ilk sevdası Resim, ikincisi ise Sinema oldu.
Şimdiki adıyla; Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Güzel Sanatlar Fak. Resim bölümüne girdi (Samsun Eğitim Enstitüsü)..
Fikri Cantürk, Adem Genç, Hüseyin Bilgin, İsmail Saray, Rahmi Türker gibi sanatçı hocalardan eğitim aldı.
1979 yılında bitirme tezi olarak yönetmenliğini yaptığı ' Arayış' adlı 16 mm. kısa/belgesel filmi çekerek mezun oldu.Aynı yıl; dönemin Milli Eğitim Bakanı Necdet Uğur' un da desteğiyle Film Radyo Eğitim Merkezi (FRTEM) 'nde film yapım / yönetim eğitimi aldı.
Oldukça zor şartlar altında gerçekleştirdiği bu ilk filmle birçok önemli ödüle değer görüldü.
Bu heyecanla başlayan sinema yolculuğu bir süre sonra TV’nun da katılımıyla işlevsel olarak öne çıktı, fakat vazgeçemediği sevdası ve ilk tutkusu resimle birlikte devam etti. Kullandığı araç ve ekipmanlar sinema enstrümanları olsa da, bütün eserlerinde bir şekilde yorumlamasını yaptığı ve aradığı daima resim oldu.
Her alanda önce estetik kaygısını güderek, bütün yüzleri ile gerçeği tanımlamayı ve yine de düş kurmaktan korkmamayı, düş dünyasını olabildiğince ve alabildiğince büyük tutmayı amaç edindi.
Dünya sinemasının öncülerinden Japon sinemasının imparatoru unvanına sahip Ressam–Yönetmen olarak da tarif edebileceğimiz Akira Kurosava’dan aynı tutkulara sahip olmanın heyecanını hissederek etkilendi.
1990 yılında Filmevi Film Yapım ve TV Haber Ajansı Ltd. şirketini kurdu. Aynı yıl ' Büyük Sinbad ' adlı 16mm.kısa filmi ile 3. Ankara Film Festivali'nde Büyük Ödül kazandı.
2007 yılında Sinema ve TV için bir çok eserler üreterek çok yönlü saygın çalışmalara imza attığı şirketi Filmevi'ni kapatarak ilk sevdası resime fiili bir dönüş yaptı.
Rasta ve İmpasto gibi temel teknikleri özgünleştirdiği kendi yorumuyla, tuval ve karton üzerine akrilikle uygulayarak; soyut imgelerle, sonsuz ve sınırsız alanları anlatan resimler yaptı.
Şimdi bizlere " FOL " konseptinde sunduğu bu resimlerde sonu gelmeyeceğini bildiği alemlerin tılsımlı kapılarından girerek küçük bir yolculuk yapabilme olanağı sunuyor bonkörce ve adeta şunu fısıldıyor kulaklarımıza ; Hadi bakalım, bu daha sadece bir başlangıç…

.................

Ben benle konuşuyorum, ben beni anlatıyorum.Biliyorum bizim çocukluğumuzda; ben demek ayıp sayılırdı.Tıpkı parmakla göstermenin ayıp olduğu gibi. Ama artık çırak sayılma cesaretiyle özetleyebilirim beni.Ustam, çırak olacak yaşa geldin dedi günlerden birgün:Yaşım elli küsur.
1979 yılında, o zamanki adı Samsun Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü' nden mezun oldum. Adem Genç, Fikri Cantürk, Hüseyin Bilgin, İsmail Saray, Rahmi Türker...gibi sanatçı hocalarım oldu. Bitirme tezi olarak çektiğim Kısa Film damarlarıma bir girdi daha da çıkmadı.İlk aşkım ve tutkum olan resmi; çektiğim tüm filmlerimde uygulamaya çabaladım bir biçimde. Pek çok film ürettim ( belgesel, kısa, reklam, tanıtım vs. ) bazıları ödüllendirildi.Sessiz ama çok derinde duran resim tutkusu son yıllarda dayanılmaz oldu.
Uzunca bir süredir; rasta ve impasto gibi temel teknikleri akrilik ve tuvalle özgünleştirerek, soyut - imge resimlerle, sonsuz ve sınırsız bir " FOL " oluşturmaya çabalıyorum.
Birbirimize sözümüz var, sonsuza kadar birlikteyiz.
Jean-Paul Sartre diyor ki; " O kitabı masanın üzerine bırakmakta sonuna kadar özgürsün. Ama kitabı açacak olursan, bunun sorumluluğunu da yükleniyorsun demektir."
Ben açtım bile..Hayatın başladığı yere.

Yeniden merhaba.
Eylül / 2010
Semih Taytak

http://semihtaytak.blogspot.com/
..................

SOYUT İMLEÇ

Boşluk, boşluk, boşluk...
Hiçlik, hiçlik, hiçlik...
Varlık, varlık, varlık...

Boyutlar ve renk...
Lekeler ve renk...

Biçimler, biçimler, biçimler...

Neden... ? ...

Fon, ana kaynak, temel yüzey hep karanlık, siyah, koyu siyah.

Ressamın iç dünyasını mı... ? ...

Aydınlatıyor ?... Yoksa karartıyor mu ?... Bize ne demek istiyor ?... Bize bizi mi anlatıyor ?... Bize kendisini mi... ? ...

Yoksa kendisini bize mi ?...
Yoksa hepsi birden mi, birarada mı ?...

Yoksa hiçbiri mi ?...
Yoksa... Yoksa... ? ...

Boşluk üzerinde karanlık, karanlık üzerinde siyah, siyah üzerinde renk: Sarı, mavi, kırmızı, yeşil,... Dönüp dolaşıp bizi sarıp sarmalayan renkler.

Renkler renkleri doğuruyor. Renkler renkleri fışkırtıp biçimlendiriyor. Renkler renklerle arkadaş, yoldaş oluyor. Bilinemeyeni bilinir kılmak ister gibi.

Renkler, soyut biçimlere dönüşüyor, soyut biçimler de renklere...

Renk rengin kaynağı, baskın anası gibi.

Rengin biçime dönüştüğü anda soyut figüratif olmayan anlatım içe dönerekten dışa vuruyor. Dışlaşıyor, yeniden içleşerek, iç dünyaya, iç dünyamıza, ressamın iç dünyasına yönelip, yönelip hitap ediyor; Soyut imleç anlatım. İmgebilim bağlamında simgebilim çözümlemesine göre.

Elektromanyetik dalgaların uzayda bize ulaşıp enerji vermesi gibi, renkler enerjileşiyor ve bize enerji yayıyor.

Ressam, ressam, Semih Taytak, niçin bu enerji ve bu enerji yayma için uzay aracı spatula ve kumaş olarak akriliği kullanır? Kullandı mı? Evet kullandı. Boyut 90x90 ve 70x70 ile bizi, izleyeni nereye uzandırıyorsun?.. Nereye?..

Ressam: Semih Taytak.
Müzik: Elektromanyetik renk bulutu.
Mekân: Siyah.
Uzay: Siyahın siyahı.
Fırça: Spatül.
Spatül: Fırça.
Duygu: Özlem.
Özlem: Yaratı.
Yaratı: Film.
Film: Fol.
Fol: Resim dansı. Çılgın-deli dans.
Seyreden sanat: Semih Taytak.

Zaman ve Tarih yok.

Prof. Dr. Şahin Yenişehirlioğlu
(Derûn-î ibn Derûn-î)

/ Bosphorus Sanat Gazetesi/ Sayı:50 / Temmuz 2011

...............................

' Fo L'
"Bebekten de öte bir cenin saflığında, aydınlığa çıkma telaşının karanlık evredeki morulalar bileşkesi."

Mert Ali Başarır

................................

F O L
...zamansızlığın siyahı yeşillerde parlayan acı sarıya kayar ve siyahın hükümranlığı derinlerde açar bahçelerin sabah rengi sarıdan beyaza acı acı ve susturulamayan çığlığı anın beyaz kapı kapalı zamansızlık siyah nadir sayılmaz ama gören de az bak bir bahçenin yeşilinde beyazın hükmü çiçek açar her kim ki ben rengim dese ve bunu denese dese ki ben pembeyim yahut sarı bir bahçede parlayan ne renkse hani işte o acıya açan tokat misali bir mor süsen, yani mor yanım süsler akşamı söner sonrası bahçelerin sabahı da solmak bir nevi zaman beyazı yaşam pembesi ölüm sarısı ayrılık mavilerde özlemek belki de kim bilir yeşilin solmasını kapı hâlâ kapalı ezberi kaçan tayfı şaşan bozuk ayarlar ve detone aryalar şatosunda bir bahçe bul ve beni oraya göm hafif sola doğru altında yüreğim seni bekler zamanın beyazı sarardı şefkatle hasretle ellerim kollarım dahi bedenim olsaydın sarardım kapıyı kim açtı sokulan bu çomak değil çekilen bu taş temelimden değil bir rengin anası bahçeler bahçeler dolusu saf ve engin ve derin ve şu bildiğimizi sandığımız su sel sus ko nuş ma mak çok acı kanım zehir aklım sonun harcı ilacı bir kapıdan geçmekse bir kapıdan geçerim dar bir alçak bir imkansız bir değil binlercesinden senden değil bu bahçe seninle güzel, bu beyazın çığlığı akşamın çağrısı bu sarı sen bu yeşil bu mavi sen bu ten bu ben mor süsen kapıyı açan da kapatan da bunu bilen de biziz zaman beyazsa zamansızlık siyah kara kapkara...
s.t.
......................

Semih Taytak’ın biçim dünyasına siyah fon üstünde renk oluşumları egemen. Renklerde geniş bir yelpaze, bir çeşit düşselliği sunmakta – gecesel bir oyunun ışıltıları, rüyanın cömertliğiyle, vahşiliğiyle, yer yer idealliğiyle verilmiş. Bu resimlerin genel ruhu, belki göründüğü kadar acıdan yoksun olmayan oyunsal bir dağılışı, hatta bir parçalanmayı (bazen kaotik, bazen de dizisel bir özellik taşıyan bir dağılışı) göstermekte. Oysa, buna karşıt bir biçimsel sabiti, çerçevesel yapılar ortaya koyuyor : bunlar, hem bir toparlanış çabasını, hem de bir pencere ya da kapı işlevi görerek, yeni biçimsel alanlar açma isteğini dışa vuruyor. Bütün bu biçimsel toplamın, renk cömertliğinin siyah fon üstünde alevlendiği Batı vitraylarını çağrıştırdığı söylenebilir.

Ahmet Soysal
(Ağustos 2010)
......................

f o l
Klişelerin açılımlarıyla kendi olmamış kendini anlatma çabasında sanat denemelerinin yanından geçmek bile zul gelir, yorulurum. Olmamış, oluşmamış, kayıp KöR-aKTöR görmekten canım yanar ve KARAKTER'in sessizlerinin Ün'ün bozucu etkisinden nasibini almış çarpıklığıyla aramdaki mesafenin ola...bildiğince büyük olmasını gözetirim. Beni mutlu edecek şey, kendi oluşla barış antlaşmasını yapmış, tek oluşunu isteyen, herkesle hesapsızca paylaşabilme yeteneği geliştirmiş ürünlerle karşı karşıya kalabilmenin tadıdır. Fol, Semih Taytak'ın maskesiz, korkusuz, kendi olmaktan başkayı umursamayan, parmaktaki izin teklik ve özgünlüğünü yakalamanın vakur duruşunun sergisi...İnsana yakışanın dolaysızlığı..

Deniz Kurtuluş
(Eylül / 2010)
..........................

Eğitim Durumu
Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Bölümü (Samsun Eğitim Enst.)
Samsun 19 Mayıs Lisesi


Sergi Geçmişi
15 Eylül 2010 Ele
Sanatçının Diğer Eserleri
Karto-Non / 2...
Semih Taytak
400 TL
İsimsiz...
Semih Taytak
1000 TL
İsimsiz...
Semih Taytak
1000 TL
Karto-Non / 4...
Semih Taytak
400 TL
İsimsiz...
Semih Taytak
850 TL
İsimsiz...
Semih Taytak
4000 TL
Sonsuz...
Semih Taytak
2500 TL
İsimsiz...
Semih Taytak
2500 TL